14 Nisan 2016 Perşembe

TARİH KOKAN BİR KENT, PRAG (4)

Üçüncü gün Prag Kalesi'ne doğru yola çıkıyoruz. Müstek istasyonunda hat değiştirerek nehrin altından sağ sahile geçiyoruz. Metrodan indikten sonra hepsi sarı saçlı okul öğrencileri çıkıyor karşımıza.

   Çek Jeolojik Araştırma Enstitüsü



                                   



Kaleye çıkmak için uzunca bir merdiven çıkmak gerekiyor. Çıkarken sol taraftaki şehir manzarası her basamakta daha güzel bir hal alıyor.

Kaleye girdikten sonra sol tarafta Prag'ın en eski ve ünlü ailelerinden Lobkowicz ailesinin müzeleri karşılıyor bizi. Bu binaların salonlarında müze bilet fiyatına dahil klasik müzik konserleri veriliyor.

Sağ tarafta açılan bir kapıdan içeri girdiğimizde geniş bir avlu ve avlunun ortasında meşhur çıplak erkek heykeli var. Heykelin mahrem yerine dokunanın bahtı açılıyormuş! Meraklısı çok...








Tam karşıda bir oyuncak müzesi var. Oyuncak bu ülke için kültürlerinin bir parçası durumunda. Müzede oyuncağın tarihsel gelişimini görmek mümkün. Müzeye giriş için bilet almak zorunlu.


Kale gezimiz Altın Yol ile devam ediyot. Dar sokaklar arasında küçük evler bulunuyor. Bunlar kaleye hizmet eden kişilere ait yaşam ve çalışma mekanları. İçindeki eşyalarla birlikte günümüze dek korunmuş. Yolun sonunda eski top silahlarını görüyoruz.




















  


Müzeye dönüştürülen çok katlı evin birinde ortaçağdan kalma savaş kıyafetleri, silahlar ve muhtelif giysiler sergileniyor.



                          



Daliborka Kulesi: İlk olarak Daliborka'nın atıldığı zindan.  Asilere kol kanat geren bir Robin Hood'muş zamanında! Bir rivayete göre burada keman öğrenmiş, diğerine göre duyulan işkence aletlerinin sesiymiş.

 


   Aziz George Bazilikası.


                               



                       
     
Nüket Hanım, Meryem Anamızın önünde saygı duruşunda!



 



Kale Meydanında ağaçtan kulübelerde karın doyurulabiliyor. Makara tatlıcıları olmazsa olmazı buranın elbette.



 St. Vitus Katedrali Meydanın en görkemli yapısı.






Yorum Gönder