10 Mayıs 2016 Salı

VİYANA SEYAHATİ (1)

STEPHANSDOM



              

Viyana Uluslar Arası Havalimanından (Schewechat)  bindiğimiz Railjet treni ile on beş dakika sonra Viyana Merkez Terminaline (Wien Hauptbahnof) ulaşıyoruz.

Otele eşyalarımızı koyup Merkez Terminaline yakın mesafedeki Südtiroler Meydanı metro istasyonundan Viyana Şehrinin merkezine, yani Stephansplatz'a geliyoruz. Meydanın en heybetli yapısı olan Aziz Stefan Katedralini geziyoruz.




Katedralin içi İsa, Meryem ve Azizlerin tablo ve heykelleri ile süslenmiş. Kırmızı kürsü üzerine iliştirilmiş bir defterin sayfalarına dileklerinizi yazıp altındaki delikten kutuya atarsanız Kilise ilk ayin sırasında yazdıklarınızın gerçekleşmesi için Tanrıya dua edeceğini taahhüt ediyor.





Kilisenin bulunduğu meydanda faytonlar şehir turu yaptıracak turist müşterilerini bekliyor. Sürücülerin hepsi lisan bilen fötr şapkalı kişiler.



Ayrıca kiliselerde verilen klasik müzik konserlerine bilet satmaya çalışan Mozart kılığındaki kişiler etrafta kol geziyor.




Kartal Kulesi, yani "Adlerturn" Aziz Stefan Katedralinin sol yanında bulunuyor.  Katedralin taş duvarları sabırla oyulmuş, süslenmiş ve her bir yanına heykeller yerleştirilmiş. 








Turistlerin en fazla rağbet gösterdikleri Stefansplatz Meydanı ve Aziz Stefan Katedralinden ayrılıyoruz.






Pasaj içlerinden geçerken 1905 yılından beri Viyana Şnitzeli yapan meşhur Figlmüller'in dükkanlarının önünden geçiyoruz. İlki pasaj içinde, ikincisi pasajdan çıkıp caddede sağa dönünce çıkıyor karşınıza. 


















İleride caddenin bittiği yerde Gutenberg Meydanı bizi bekliyor. Meydanın ortasına Gutenberg'in bir heykelini dikmişler.




Rotenturm Sokağından geçince sokaklara yayılan kafelerin arasından St. Peter Kilisesi görünüyor. Ancak ondan önce meşhur Anker Saatini selamlıyoruz.










Bu bölge Hoher Markt denilen eski bir pazar yeri. Zamanında büyük ticaret merkeziymiş. Saatin savaş yıllarındaki bombardımandan zarar görmemesi tam bir tesadüf. Yolumuza devam ederken 1732 yılında mermer ve bronzdan yapılmış bir çeşme çıkıyor karşımıza.


Çevresinde görülecek yerleri tamamladıktan sonra nihayet Aziz Peter Kilisesine geliyoruz.

Kilisenin içi oldukça etkileyici. Sıralarda oturmuş insanlar biraz sonra başlayacak org konserini bekliyor.


Biz de kendimize bir yer bulup oturuyoruz. Dışarıda yağmur hızını arttırmış olduğu için güzel bir tesadüf oluyor bu konser. Yüksek tavan kubbesine çizilen dini motiflere ve resimlere ağzımız açık bakıyoruz. Kısa bir süre sonra kilisenin orgu meşhur bestecilerin tanınmış eserlerini birbiri ardına çalmaya başlıyor. Salonda çıt çıkmıyor. Herkes huşu içinde hipnotize olmuş müziğin sesine kaptırmış kendini.



Oturduğum sıranın önüne takılıyor gözüm. Ne görürsem bir sanat abidesi burada. Alt tarafı bir sıranın arkalığı. Ancak öyle bir oyulmuş, öyle bir şekillendirilmiş ki ahşap, şaşırıp kalıyor insan.




Kiliseden çıktığımızda yağmur kesilmiş hava da kararmaya başlamıştı. Ünlü Graben caddesinde yürürken Veba Anıtının önünden geçtik. Viyana'nın en tanınmış caddelerinden biri Graben ise diğeri onu kesen KohlMarkt. Burada dünyanın önde gelen markalarının dükkanları boy gösteriyor.















Türklerin bu şehirde varlığı her daim hissediliyor. Gucci'nin üzerindeki mağazaya baktığınızda "Topkapı" adını okuyorsunuz. Burası sosyetenin güzellik salonuymuş.







Erkenden kapanıyor burada dükkanlar. Yine Viyana'nın sembol pastanelerinden "Demel" çoktan kapanmış. Eşim önünde resim çektirmekle yetinmek zorunda kaldı bugün.

Yorum Gönder