11 Mayıs 2016 Çarşamba

VİYANA SEYAHATİ (2)

VİYANA SEYAHATİ (1)

Viyana pahalı bir şehir. Hele şehrin merkezinde ve turistik yerlerdeki fiyatlar iyice uçuyor. Graben sokağının başında her şeyi bulabileceğiniz bir market bulunuyor. Etiketin üzerinde Euro cinsinden yazan fiyatları TL okuyunca Türkiye'deki fiyatlara denk düşüyor. Tek istisna Türkiye ile hemen hemen aynı fiyatta satılan limon. Limonun kilo fiyatı burada 1,99 Euro.

Dün bıraktığımız yerden devam ediyoruz turumuza. Viyana'da Eski Şehir (Old Town) olarak tanımlanan bu bölgede altı-yedi katlı tarihi binalar günümüzde muhtelif şirketlere açmış kucağını. Belki böyle olunca bakımları da daha güzel yapılıyor.

 
Dar bir sokakta ilerlerken Evangelist Kilise ve Tiyatro Müzesini selamlıyoruz.


















Sokağın sonunda yine meşhur bir meydan karşılıyor bizi. Albertina Meydanı. Bu meydana neler bakmıyor ki? Başta Albertina Sanat Tarihi Müzesi. Adriyatik Sigorta Binası ve Hotel Sacher hemen onun arkasından geliyor.

Devlet Opera Binası Albertina Meydanına bakan güzel yapılardan diğer bir tanesi.


Albertina Müzesinin girişindeki merdivenlerde bile sanat yapılmış. Yakından bakınca bir anlamı olmayan basamaklar karşıdan bakıldığında güzel bir tabloya tuval oluyor.

Müzenin  önünde Avusturya'nın meşhur İmparatoru, Sisi'nin kocası Franz Josef I'in at üstünde bir heykeli yer alıyor.


Viyana'ya geldim diyebilmenin üç farzından biri  Hotel Sacher'in kafesinde "Sachertorte" yiyip bol köpüklü bir "Melange" kahve içmek.









Hofburg Sarayından önce savaşa ve faşizme karşı dikilen heykellerin yer aldığı meydanı görüyoruz.



















Hofburg Sarayı, Viyana'da İmparatorluğun üç büyük sarayından biri. Arka kapısından geniş bahçesine girdikten sonra ilk olarak karşımıza Kelebek Müzesi çıkıyor. Bazı binalar kısmen müze olarak kullanılırken diğerleri Parlamento Binası, Viyana Belediyesi Sergi salonu, Avusturya Ulusal Kütüphanesi, Viyana Devlet Orkestrası gibi devlet kurumlarına hizmet ediyor.


Geniş bahçeleri ve meydanlarında pek çok heykel bulunan Hofburg Sarayında bir de İspanyol Binicilik Okulu var. Eğitimli atlar sarayın bu bölümündeki salonda gösteri yapıyor. Viyana'nın
sembolü haline gelmiş faytonları yine görüyoruz burada.



Sarayın ana giriş kapısı oldukça heybetli duruyor.
Hofburg Sarayının koridorları arasından geçerken butik hediyelik eşya satan dükkanlara rastlıyoruz. En fazla ilgi çeken eşyalar geleneksel el yapımı goblen işlemeleri ile süslenmiş olanlar. 

















Bahçenin ilginç yapılarından birisi de İsviçre
Kapısı (Swiss Gate). İmparatorluk zamanında memleketinde iş bulamayan İsviçreli gençler bu kapıda muhafızlık etmeye gelirlermiş.

Sarayın avlusundaki gösterişli bir heykelin üzerinde Latince "Amorem meum populis meis" yani "Ben insanları seviyorum." sözü yine dönemin güçlü imparatoru Franz Joseph'e atfedilmiş. 





Hofburg Sarayının içinde İmparatoriçe Elizabeth'e, ya da daha çok bilinen adıyla Sisi'ye ait müze ile gümüş eşyaların sergilendiği başka bir müze yer alıyor.




Sarayın duvarları hepsi farklı temalar içeren büyük mermer heykellerle süslenmiş. Sisi Müzesi ve Gümüş Eşyalar Koleksiyonu girişindeki kubbenin üzerinde gün ışığını içeri alan sekiz adet yuvarlak pencere bulunuyor.




Sarayın arkasına açılan kapıdan Michaelerplatz meydanına çıkıyoruz. Bu meydanda beşinci yüzyıla ait eski Roma kalıntıları koruma altına alınmış. İleride St. Michael Kilisesi var. Kilise turistlere bilet karşılığı tanıtım turu düzenliyor ve org konseri biletleri satıyor.



Hofburg Sarayının Michaelerplatz'a açılan bu kapısı da oldukça gösterişli.















Elma ve portakalın market fiyatı 4,99 Euro/kg. Patates 1,49 Euro/kg.
















Akşam olunca Viyana'nın ikinci farzına geliyor sıra. Elbette Figlmüller'de Wiener Schnitzel. Ve yanında olmazsa olmazları patates salatası ile Viyana Birası. Ben resmini çekene kadar dayanamayıp yarısını mideye indirebileceğim kadar nefis...

Biraz enerji topladıktan sonra yola devam ediyoruz. Devlet Opera Binasının önünden geçiyoruz şimdi. Bütün yapılar gösterişli burada.


Türklerin işyerleri çok fazla. İşte bir örnek Zöhre Ana Bijuteri tezgahtar arıyor!


















Karl Meydanına giderken tarihi tren garının önünden geçiyoruz.





Ve sonunda Karl Kilisesi. Büyük Ressel Parkı içindeki Teknik Okulu gezerek kapatıyoruz günü.










Yorum Gönder